
90’ların sonuydu. Soğuk bir kış günüydü. Babamın en sevdiğim paltosuna nihayet el koymuş, soğukta Bahçelievler’in güzel sokaklarında dolaşıyordum. Boynumda yine babamın ekoseli kaşkolü vardı.
O zamanlar her hafta takip ettiğim onlarca dergi vardı. Haber dergileri, otomobil dergileri, müzik dergileri, bilgisayar dergileri vs…
O zamanlar Şebek Heavy Metal Fanzin adında efsane dergi çıkmaktaydı. İnternetin henüz rezalet olduğu dönemlerde metal ile ilgili gelişmeleri bu dergiden takip ediyorduk.
Soğuktu ve yağmur çiseliyordu…
Bahçelievler’in İncirli Caddesine çıkan güzel sokaklarından birindeydim. O haftanın bütün dergilerini almıştım. Bir tek Şebek kalmıştı almadığım. Dergilikten aldım ve pardüsenin iç cebine koydum. Hızla eve gittim. 5 katlı bir apartmanın bahçeye bakan zemin katındaki evimiz sıcacıktı. Pardüseyi çıkardım, astım. Cebinden dergiyi aldım. Annemlerin odasına girdim. Dergiyi yatağın üstüne koydum. Islanmış kıyafetlerimi değiştirmek için gardıroptan bir şeyler aldım. Tekrar yatağın çevresinden döndüm. Dergiye uzandım. Ve o unutamayacağım fotoğrafı gördüm.
Dave Murray, Ganick Gears, Steve Haris, Bruce Dickinson, Adrian Smith ve Nico McBrain ellerinde bira şişeleri ile gülümseyerek yan yana poz vermişlerdi.
Bruce dönmüştü!!!
Burun deliklerimin göz pınarlarıma yakın olan boşluklarındaki ağlama sızısını hala hatırlıyorum. Biraz ağlamamak için kendimi tuttum ama nafile… Sevinçten bir yandan gözümden yaşlar geliyor, bir yandan da bağırarak zıplıyordum. Hemen teybe bir Heaven Can Wait koydum. Sonuna kadar açtım. Odamda yatağımın üstünden zıplayarak gardırobuma tekme atıyor, oradan da masamın üstüne çıkıp yere atlıyor ve “Heaven Can Wait!!!!” diye avazım çıktığı kadar bağırıyordum.
Şarkı bittikten sonra Mustafa’yı aradım.
“-Bruce ve Adrian geri döndü olm!!!” diye bağırdım telefonda.
“-Hass.ktir!!!” diyebildi sadece.
Stüdyoya girdik. Heaven Can Wait çalmayı denedik. Beceremedik...